ABD Bilimini 5 Milyar Dolarla 'Kurtarma' Planının Perde Arkası
Trump yönetimi 5 milyar doları yapay zekâ odaklı bilim projelerine akıtıyor. Peki bu 'Altın Çağ' vaadi, üniversiteleri çökertme pahasına mı geliyor?
Perşembe günü Washington'dan iki haber aynı anda geldi ve ikisi de aynı hikâyenin iki yarısıydı. Bir yanda Trump yönetimi, "Genesis Mission" adını verdiği programla 5 milyar doları yüzlerce yapay zekâ destekli bilim projesine yönlendirdiğini duyurdu — Beyaz Saray bunu "aciliyet ve hırs bakımından Manhattan Projesi'yle kıyaslanabilir" diye tanımladı. Diğer yanda, Trump'ın bilim danışmanı Michael Kratsios Kongre'de milletvekillerine "Yeni Altın Çağ" vaadini satıyordu: yapay zekâ, robotik ve nükleer enerjiye öncelik veren, yaşam bilimlerini ise geri plana atan bir vizyon.
Peki ama bu iki hamle neden aynı gün geldi? Tesadüf mü, yoksa iyi kurgulanmış bir pazarlama takvimi mi? Sorgulanması gereken ilk nokta bu değil aslında — asıl soru, bu "yeniden doğuş" söyleminin, ABD bilim sisteminin sistematik biçimde budanmasıyla aynı anda gerçekleşmesi. DEI (çeşitlilik-eşitlik-kapsayıcılık) projelerine yönelik baskılar, üniversitelere kesilen fonlar, uluslararası araştırmacıların önündeki engeller ve federal fonların siyasi atamalılara devredilmesi — bunların hepsi zaten devam ediyordu. Genesis Mission bu tablonun üzerine mi kondu, yoksa onu meşrulaştırmak için mi tasarlandı?
278 Proje, 5.000 Başvuru, Tek Bir Ortak Payda
Enerji Bakanlığı'nın öncülük ettiği program, ilaç keşfinden enerjiye, ileri malzemelerden robotiğe kadar 278 projeyi finanse ediyor. Bakanlık bunu ulusal laboratuvarları, sanayiyi ve akademiyi "enerji üstünlüğü, keşif bilimi ve ulusal güvenlik" ekseninde birleştirme hamlesi olarak sunuyor. Google, Microsoft ve OpenAI gibi şirketler de programa hesaplama gücü ve yapay zekâ kredisi biçiminde katkı sağlıyor — ki bu şirketlerin son dönemde altyapıya döktükleri paranın büyüklüğünü daha önce ele almıştık. Peki devlet parası ile şirket kredisinin bu şekilde iç içe geçmesi, kimin araştırma gündemini belirleyeceği sorusunu nasıl etkiliyor? Bu sorunun cevabı raporda yok.
Kratsios, Genesis Mission'ı doğrudan kendi "Altın Çağ" manifestosunun "reformlarının doruk noktası" olarak tanımlıyor. Manifesto, 1945'te Vannevar Bush'un yazdığı ve savaş sonrası ABD federal araştırma finansman sisteminin temelini oluşturan "Science, the Endless Frontier" raporunun modern versiyonu gibi sunuluyor. Ama içeriğe bakınca tam tersi bir yön çiziyor: kurumlardan bireysel bilim insanlarına, üniversitelerden özel şirketlere doğru bir kayma öneriyor. Bush'un vizyonu, doğrudan getirisi belirsiz temel araştırmayı desteklemek üzerine kuruluydu; bu yeni belge ise ölçülebilir sonuç ve hızı öne çıkarıyor. Aynı ismi kullanıp tam tersi bir felsefeyi savunmak, en hafif tabirle kafa karıştırıcı.
Bu Ne Anlama Geliyor?
Bilim insanlarının itirazı teknik değil, kavramsal. Amsterdam Üniversitesi'nden Claes de Vreese'in dediği gibi, "patenti daha satılmadan önce elinde tutarak bir buluşu risk sermayesiyle zorlayamazsınız." Girişim sermayesi mantığı; net hedef, hızlı iterasyon ve sonuç vermeyen işi kesmek üzerine kurulu. Bilim ise tam tersi bir sabır ister — bazı en önemli keşifler, tamamen başka bir soruyu araştırırken tesadüfen ortaya çıkmıştır. Harvard'dan Jeffrey Flier, raporun "bilimin nasıl işlediğine dair hiçbir vizyonu olmadığını" söylüyor; Utah Üniversitesi'nden Jason Shepherd ise metnin "bilim insanlarıyla gerçek bir istişare yapılmadan, siyasi atamalılar tarafından yazılmış gibi" göründüğünü belirtiyor.
Peki bu tesadüf mü ki, Kratsios'un kendisi hiçbir bilimsel geçmişe sahip değil? Teknoloji politikası ve finans kökenli, kariyerinin bir bölümünü Peter Thiel'in fonunda geçirmiş bir isim, şimdi ABD'nin bilim gündemini belirliyor. Texas Üniversitesi'nden Andreas Karch bu noktayı sertçe eleştiriyor: "Büyük teknoloji şirketlerimiz etkileyici başarılar gösterse de, hem teknolojide hem bilimde aynı anda öncü olabileceklerine dair pek kanıt yok." Karch'ın asıl endişesi ise daha somut: bugün yapay zekâ ile üretilen bilimsel içeriğin büyük kısmı "saf çöp" ve bunu ayıklayacak insan gözetimi, tam da fonu kesilen üniversitelerde yetişiyor. "Yapay zekânın birkaç önemli içgörüsü, dağlarca çöpün altında kalabilir; ikisini ayırt edecek deneyimli insan sayısı ise hızla azalabilir."
Türkiye'ye Etkisi
Bu tartışma Atlantik'in öte yakasında geçiyor olsa da, sonuçları küresel araştırma ekosisteminin tamamını ilgilendiriyor. ABD üniversiteleri onlarca yıldır dünyanın dört bir yanından araştırmacıyı ağırlıyor; Türk akademisyenler ve yüksek lisans/doktora öğrencileri de bu sistemin parçası. Fonlama kesintileri, uluslararası araştırmacılara yönelik kısıtlamalar ve kurumsal belirsizlik büyürse, ABD'ye giden ya da orada kariyer kuran Türk bilim insanları için ortam da zorlaşabilir. Ayrıca yapay zekâ destekli "hızlı bilim" modelinin küresel ölçekte örnek alınması riski var — ve bu modelin, temel bilim yerine ölçülebilir kısa vadeli sonuçları önceleyen bir anlayışı normalleştirmesi, daha önce yazdığımız ABD'nin küresel teknoloji rekabetindeki tutumuyla da örtüşüyor.
Sonuç olarak elimizde iki paralel gerçeklik var: bir yanda "Altın Çağ" retoriği, diğer yanda üniversitelerin fonunun kesildiği, araştırmacıların işten çıkarıldığı bir gerçek. Bu ikisini uzlaştırmak isteyen tek kişi galiba Kratsios'un kendisi.
Sık Sorulan Sorular
- Genesis Mission tam olarak nedir?
- Trump yönetiminin Enerji Bakanlığı öncülüğünde başlattığı, yapay zekâ destekli bilimsel keşfi hızlandırmayı amaçlayan 5 milyar dolarlık fon programı. İlaç keşfi, enerji, malzeme bilimi ve robotik dahil 278 projeyi kapsıyor.
- Michael Kratsios kimdir ve neden eleştiriliyor?
- Trump'ın bilim danışmanı olan Kratsios'un bilimsel bir geçmişi yok; kariyeri teknoloji politikası ve finans alanında, kısmen Peter Thiel'in yatırım fonunda geçti. Eleştirmenler onun bilim finansmanına Silikon Vadisi mantığıyla yaklaştığını ve akademik araştırmanın doğasını kavramadığını savunuyor.
- 'Altın Çağ' manifestosu Vannevar Bush'un raporuyla neden karşılaştırılıyor?
- 1945'te Vannevar Bush'un yazdığı 'Science, the Endless Frontier' raporu, savaş sonrası ABD'nin federal bilim finansman sistemini şekillendirmişti. Trump yönetiminin belgesi kendini bu mirasın devamı olarak sunsa da, Bush'un savunduğu açık uçlu temel araştırma yerine sonuç odaklı, girişim sermayesi mantığına yakın bir model öneriyor.
- Bu politikaların ABD dışındaki bilim insanlarını etkileme ihtimali var mı?
- Evet. Uluslararası araştırmacılara yönelik kısıtlamalar, üniversite fonlarındaki kesintiler ve kurumsal belirsizlik, ABD'de kariyer yapan ya da yapmayı planlayan yabancı bilim insanlarını, dolayısıyla Türk akademisyenleri de dolaylı olarak etkileyebilir.
Kaynak: The Verge AI — Bu haber, kaynaktaki gelişme temel alınarak Yapay Zekanın Nabzı editoryal süreciyle hazırlanmıştır.
Yapay zeka gündemini kaçırma 🤖
Günün tüm haberleri, yayınlandığı anda Telegram kanalında.
Son Haberler
Trump'ın EPA'sı: Veri Merkezi Komşularının Sesi Kısılıyor mu?
EPA, veri merkezlerini besleyen gaz santralleri ve dizel jeneratörler için halkın söz hakkını eyaletlere devretmeyi düşünüyor. Peki bu kimin işine yarıyor?
250 Eyfel Kulesi Ağırlığında Çöp: Yapay Zekânın Görünmeyen Bedeli
BM raporuna göre yapay zeka veri merkezleri yılda 2,5 milyon ton donanım atığı üretebilir; bu atığın bedelini en çok Nairobi'deki çöp toplayıcıları ödüyor.
AMD'nin Helios'u Nvidia'ya Kaç Puan Fark Atıyor?
AMD, Helios rack-scale sistemiyle Nvidia'nın Vera Rubin'ine karşı bazı metriklerde öne geçtiğini duyurdu. OpenAI, Meta, Microsoft ve Anthropic listede.